14 Ağustos 2024 Çarşamba
keyif pezemenkliği
Thank You, universe!
Im aging bro!
Multitask durumu düşüncelerimi ele geçirmiş durumda. Karmaşıklığın verdiği haz muazzam!Bir işe başlayıp ondan başka bir işe geçmek!Seviyorum bu hayatı...
I like being LOSSY_GOOSY
25 Eylül 2011 Pazar
where it comes and where it goes ?
yeşilimi öldürdün
Dursun dünya.
"Albert Camus, insan ile dünya, insan ruhunun beklentileri ile dünyanın bunları karşılamaktakı yetersizliği arasında bulunan aşılmaz uçuruma (absürd), 'saçmalık' adını verdi. Saçma ne insanda ne de şeylerdedir. Onlar arasında yabancılıktan başka bir ilişki kurma olanaksızlığındadır." İnsanın yüzyüze kaldığı bu lakayt ve "saçma" evrende, ölümlü olduğumuz gerçeği karşısında "anlam", değerini yitirir. Ancak dengesiz bir şekilde ve geçici olarak kendi kararlarımız ve yorumlarımızla yeniden yaratılabilir. " Alain Robbe Grillet
bugün günümü kurtaracak kişi teoman
kandırıldım..
değiş dediler,
değişim.
peki sen niye değişmiyorsun?
zaman neden değişmiyor?
zaman neen ilerlemiyor;
çünkü zaman kavramı yok.
bugün günümü kurtaracak kişi teoman
kandırıldım..
değiş dediler,
değişim.
peki sen niye değişmiyorsun?
zaman neden değişmiyor?
zaman neen ilerlemiyor;
çünkü zaman kavramı yok.
23 Eylül 2011 Cuma
kötü birisi değilim ben
sevginin gücüne inanmak istiyorum.
her seferinde ona yaklaştığımda
bir aksilik çıkıveriyor.
beni istemiyor.
doğru kişi kim, o kim ?
anne-babalarımız çocukken herşey ne kadar berraktı
saf ve temizdi duygular.
oyun yoktu.
tüketici toplum izi yoktu.
saftı aşklar,
yalındı
yalansız.
peki şimdi?
bu doyumsuzluk..
kim için,
ne için?
cömertce iyilik ile yetiştirildim ben.
taa ki ben büyüdüm
ve uyandığımda herşey kirlenmişti.
kızlı erkekli oynadığımız o saklanbaç yoktu artık
tişörtleri değiştirip safça çanak çömlek patlatmakta bitti
şimdi kimliklerimiz değişti.
her yeni ilişkiye başlarken sapkınlık başladı.
pavlovun köpeği gibi oldum
şartlı refleks ile hareket ediyor,
koşullanma ile sanki bir denek oluyorum.
oysa ki ödüllendirilme ile yetiştirilmiştim.
*Pavlov'un köpeği: Pavlov'un köpekler üzerinde yaptığı klasik koşullanma deneyleri ünlüdür. Köpeğe ilk olarak birkaç kez zil çalınır. Fakat köpek tepki vermez. Sonradan et verilir. Köpeğin salyaları akar. Sonra et ile birlikte zil çalınır. Daha sonra et verilmediği halde zil çalındığında köpeğin ağzının suyunun aktığı görülür. Şartlı ya da şartlandırılmış refleks denen olay da budur. Pavlov, bu davranışın, psikolojik etkinlikle özdeş olan yüksek düzeyde sinir etkinliğinin belirtilerinden biri olduğunu öne sürer ve psikoloji alanında geçerli tek yaklaşımın deneysel yöntem olduğunu vurgular.
her seferinde ona yaklaştığımda
bir aksilik çıkıveriyor.
beni istemiyor.
doğru kişi kim, o kim ?
anne-babalarımız çocukken herşey ne kadar berraktı
saf ve temizdi duygular.
oyun yoktu.
tüketici toplum izi yoktu.
saftı aşklar,
yalındı
yalansız.
peki şimdi?
bu doyumsuzluk..
kim için,
ne için?
cömertce iyilik ile yetiştirildim ben.
taa ki ben büyüdüm
ve uyandığımda herşey kirlenmişti.
kızlı erkekli oynadığımız o saklanbaç yoktu artık
tişörtleri değiştirip safça çanak çömlek patlatmakta bitti
şimdi kimliklerimiz değişti.
her yeni ilişkiye başlarken sapkınlık başladı.
pavlovun köpeği gibi oldum
şartlı refleks ile hareket ediyor,
koşullanma ile sanki bir denek oluyorum.
oysa ki ödüllendirilme ile yetiştirilmiştim.
*Pavlov'un köpeği: Pavlov'un köpekler üzerinde yaptığı klasik koşullanma deneyleri ünlüdür. Köpeğe ilk olarak birkaç kez zil çalınır. Fakat köpek tepki vermez. Sonradan et verilir. Köpeğin salyaları akar. Sonra et ile birlikte zil çalınır. Daha sonra et verilmediği halde zil çalındığında köpeğin ağzının suyunun aktığı görülür. Şartlı ya da şartlandırılmış refleks denen olay da budur. Pavlov, bu davranışın, psikolojik etkinlikle özdeş olan yüksek düzeyde sinir etkinliğinin belirtilerinden biri olduğunu öne sürer ve psikoloji alanında geçerli tek yaklaşımın deneysel yöntem olduğunu vurgular.
Yarım kalan bu düş bizim mi ?

Hayat tekerrürden mi ibaret?
bebekken emeklemeyi bırakıp
birine ihtiyaç duyarsın,
adım atmaya çalışırsın.
tutunmak istersin..
düşmemek,
tökezlememek.
o kişiyi bulduğunu sanırsın.
başlarda olduğu gibi seninle yürüyecek sanırsın.
Fakat öyle değildir işte...
en fazla bir kaç ay seninle yürür.
sen ona alışırsın,
etrafa çarpmadan yürümeyi öğrenirsin,
kendisi dizginler seni.
arası sıra seni uzaktan izlediğinde
masa sandalyeye tutunarak yürümeye çalıştığını görür.
uzaklaşır senden.
zaman zaman gösterir kendisini.
arada gelir elini tutar,
sonra gider.
hep seninle devam edecek sanırsın.
Fakat öyle değildir işte...
o gider;
zaten o yürümeyi biliyordur çünkü.
sana ihtiyacı yoktur ki
kocamandır onun elleri.
minik değildirseninki gibi..
gömlek giyer o,
sen tişört giyersin.
sen yürümek istersin,
o oturmak.
gezmek istersin,
o dinlenmek.
öpmek istersin sen,
o kaçmak.
*******
''Yarım kalan bu düş bizim mi
yoksa yiten ben miyim derken
nerden geldin sen
kaybeden ben miyim derken
nerden geldin sen.''
20 Eylül 2011 Salı
Mutluluk...

Değiştim..
Dokundu elime sanki sihir.. sanki büyü..
Büyüyütor beni içten içe
aurasına alıyor,
sarhoş oluyorum adeta temiz havasında.
yoksa ben mi büyüyorum?
bu değişim ?
hala çocuğum ben.
küçük bir çocuk.
koşmaktan terlemiş sırtı ıslak çocuk.
elleri kirli toprakla oynayan çocuk.
ele veriyor beni her defasında..
soruyorm kendime aşk içinde ?
16 Eylül 2011 Cuma
Hep böyle mi olur ?

bazen eski sözcüklere bakmaz mısın
nasıl küçük nasıl zararsızlar oysa
orda ne yalanlar ihanetler gizlidir
korkma, bir daha gelmem üstüne
çünkü ben kayboldum, geri dönmem imkansız
hem uzak hem hoyrat senin ülken
çünkü ben kayboldum, geri dönmem imkansız
yine de mutluyum
bazen eski defterleri açmaz mısın
onlar masum duran o saklı sayfalar
pistir ve temizdir sadece laf vardır orda
bir daha gelmem üstüne
her şeyi, her şeyi bıraktım
artık çok mutluyum
Mor Ve Ötesi - Bazen -
hayat tekerrürden ibaret. uzun süredir elime almıyorum kalem. yazmak: beni iyi eden nacizade eylem. Burdan anlaşılıyor ki öncesi tedavi sürecim iyi geçmiş. ve yine anlaşılıyor ki tedaviye ihtiyacım var..
acile gidip serum yemek gibi. vücud dirençsiz düşer. vertigo olursun, b12 eksikliği de vardır, iyicene halsiz düşer bünye. hastabakıcı damarı bulmak için parçalar hastayı; çünkü ince damarlıdır hasta, belli etmez kendini. elin üstünden bir yol bulur ve oraya sokar iğneyi... placebo etkisi yaratan serum damardan alınır.
saat:23:15 16 eylül 2011
1 Ekim 2010 Cuma
KADER.
"Birden durup dururken icim ciz etti. Bir baktim gene ayni karin agrisi. Oyle ozlemisim ki seni. Donerken bir meyhane gordum, bir iceri girdigimi hatirliyorum bir de rakiya yumuldugumu. Arkasindan en az 4 cigaralik. Sonra bi gozumu actim karsidan karli daglar geciyor. Bir daha actim basimda bir cocuk 'Kalk abi' diyor, 'Kars'a geldik'.... Otobusten indim yurumeye basladim. Dedim allahim neredeyim ben, burasi neresi? Sonra guc bela burayi buldum. Kapinin onunde durup dusundum. Dedim 'Bekir, bu kapi ahret kapisi, bu kopru sirat koprusu, bu sefer de gecersen bir daha geri donemezsin', 'iyi dusun' dedim, dusundum, dusunuyorum, ama olmadi, donemedim. Sonra 'bak oglum' dedim kendi kendime, 'yolu yok, cekeceksin. isyan etmenin faydasi yok, kaderin boyle. Yol belli, eg basini, usul usul yuru simdi'."
6 Ağustos 2010 Cuma
[ Recueillements ]

.Bizde part çok.
o kadar bekledim ki seni
gelmedin
çalmadın kapıyı
uyandırmadın beni
sersemlikle yataktan fırlayıp açamadım o kapıyı.
güneşi sokmadım içeri
olur da olur da sen gelirsin diye
olurda uğrarsın diye
balkona çıkamadım.
arkandan bakmak istedim
bunu hep istiyorum
'kafanı çevirip bana selam vermeni'
munzur munzur ayrılmadan önceki ayakkabılarını giyişini.
karanlığı,
siyahı özlüyorum.
akşam olmasın.
terminele gitmiyim.
sana veda etmiyim
küçük bir öpücük kondurarak dudağına.
beni uğurlama.
sadece sür.
arabana bin ve karanlıkta kaybol.
siyah film camların ardından bakma bana usul usul.
git buradan.
git buralardan anlıyor musun beni
uzaklara.
beni düşünmemeye devam et
devam et cevap vermemeye.
umursama beni.
yanlız daha mutlusun.
kendin daha mutlusun.
sadece sen mutlusun.
acı çek her dinlediğinde ritmin şiirselliğini
ezbere oku
ezbere bil beni her mısrada
uzaklara git
tekrar eden partlarda buraya gel.
yanıma gel
sesini çıkarma
sadece sus
sadece dinleyelim
dinleyelim birbirimizi
elini ver bana
uzan
aman sakın saçma bişey sorma
sarıl bana
hangi film dedin?
tamam.
vakit bol.
sen nasıl istersen.
30 Temmuz 2010 Cuma
Libidosuz Yolculuk

-istnbl kavacık varan terminal 7mayıs2010 17:30-
küçük 1kız vardı. umutları olan, umut dolu, umut yüklüydü çantası. ama başaramadı. uçtu gitti. hiç1şeyi beceremiyor mu bu küçük?
hayatta kalmayı beceremeyecek mi ?
kendi ayaklarının üstünde duramayacak mı ?
Durgun..
bu küçük kız olduğu yerde duruyor.
peşinden koşacağı bir umudu yok.
Oturuyor.
Şehir içi yolculuk yapıyor kalbi, beyni, tüm benliği.
Aklı hala onda(kafayı takacak baş şeyi yok ki.. ne yapsın)
Çaresizmiş bizim küçük.
Libidosu düşük, sakin ve sessiz.
Bekliyor, sadece bekliyor.
Bekleyiş...
bu bekleyişin daha çok süreceğine sakin
bu bekleyişin daha çok süreceğine sessiz.
7 Temmuz 2010 Çarşamba
Can you give me sanctuary i must find a place to hide..

Part III
Unreplied questions
may be masses.
but do you know that
its not my problem.
i ask you again and again
and you dont reply again.
Rolling up n down and so it's overed
with sweety chases and
hush hush rendezvous.
with mystic eye contact,
hugs and kisses secretly.
its overed in crowd while you are holdin me
however its a kind of 'tactic'
anyway, i do want to believe
just enjoy yourself baby
just taste that good time
Very tight,grey,nice,cute and sexy.
i do not regret.
i know you, i do know you.
inside, you are in myside.
it's you are baby.
you are the man singin loudly.
you are the man gettin drunk.
you are the man enjoyin with me.
And it is the man being yourself.
this is the that man.
im lovin it with hustle and bustle.
i love FİVE with in FİVE days.
FİVE to one.
give me a FİVE.
i like purple spots in my neck, in my legs
i desire those fingers.
i like black.
but i dont like the sun as much as i like you
il est beau comme le soleil...
M.S
3 Ocak 2010 Pazar
19 Ekim 2009 Pazartesi
orospu kırmızı.
"herşey dönüyor ve kendi etrafindaki tüm masumiyeti yok ediyor.
cehennemi sevmekten başka elimde insanca kalan ne var ki...
cehennemi ruhu hala üşüyenler için istiyorum.
kendi kötülügümü istiyorum, son bir defa ara istiyorum."
umay umay.
cehennemi sevmekten başka elimde insanca kalan ne var ki...
cehennemi ruhu hala üşüyenler için istiyorum.
kendi kötülügümü istiyorum, son bir defa ara istiyorum."
umay umay.
15 Temmuz 2009 Çarşamba
Ağlamak yok! - özledim

n denir ki bilinmez..
evde olmayı seviyorum, evde vakit geçirmek. hiç dışarı çıkasım gelmiyor bu sebepten. Bi düzen oluşturuyorm kafamda gel-git dolu; ama karar da veremiyorm ki açıkçası. ne olacak-ne bitecek-nasıl olur ki acaba tadında küçük paranoyalara girmiyorm halbuki.
uykusuzluk mu? bilemiyorum onu da.
kokusunu , onu özledim. gitmek istiyorm uzaklara çok uzaklara; ama yer belli. uzaklar pekte uzak değil o diyarda. uzak yakın edilir, özlem giderilir. gitsem bir türlü kalsam birkaç türlü.. türkçeyi seviyorm sözcükler bükümlü kıvrımlı eklemeli sondan baştan birleştirmeli. Diyeceğim şudur:
Güç istiyorm sonsuz güç !
im just a new boy
david gilmour'un haylaz bir o kadar da eylenceli parçalarından biri içim kıpır kıpır dinlerken telefon konuşmalarıda dahil olmak üzerinde filmde konuludur ayrıca, ihaneti anlıyoruz bu telefon bağlantısından!
işte geliyorr :
i am just a new boy
a stranger in this town
where are all the good times
who's gonna show this stranger around
oooooooooooooooooooh i need a dirty woman
oooooooooooooooooooh i need a dirty girl
will some cold woman in this desert land
make me feel like a real man
take this rock and roll refugee
ooooooh babe set me free
oooooooooooooooooooh i need a dirty woman
oooooooooooooooooooh i need a dirty girl
işte geliyorr :
i am just a new boy
a stranger in this town
where are all the good times
who's gonna show this stranger around
oooooooooooooooooooh i need a dirty woman
oooooooooooooooooooh i need a dirty girl
will some cold woman in this desert land
make me feel like a real man
take this rock and roll refugee
ooooooh babe set me free
oooooooooooooooooooh i need a dirty woman
oooooooooooooooooooh i need a dirty girl
Happy 3 Friends
tutkunluk yaratan bu çizgifilmi her izlediğimde çıldırıyorm. Vietnam askeri olan Flippy'nin delirmeleri bni bnden alıyor!:D mutlu olduğum haz aldığım şeyleri minimalize edip önüme muhteşem 1meyve tabağıyla sunmak.. mutluyum. basitleştiriyorum gbi gelicek belki size ama yok öyle birşey oysaki. Ordan doğru direk Pink Floyd The Wall(1982)-Roger Waters seneryolu ve albümlü filmine bağlıyorum, ordan Full Metal Jacket(1987)-Stanley Kubrick imzalı film geliyor tabiki aklıma Vietnam denince. Filmlerin, albümlerin yeri çok hayatımda.
1de seni başıma taç yapardım
kahretsin napıyorum ben deliler gbi yasemin mori dinliyorum evt evt aynen öyle..
bir anlam veremedim açıkçası tamda muhtemelen mütemadiyen.
resmen uçuyorum havada dinlerken tuhaf bir zevk alıyorum. aşık olunası bir kadın anladığım kadarıyla erkekler hasta oluyor! kliplerinin görselliği sade ve güzel. şöyle geri dönüp yazdıklarıma baktığımda bu hatunun tarzından hoşnut olduğum gayet ortada.
yahu ekşide 216entry girmişler hatun için 2008mayısta patlak vermiş. yerli björk tadında diyorlar ayrıca. bi anlam veremdim hadi hayırlısı. pj harvey tadı da var ilk parçada garbage da var haffiten. kısacası güzel :) ayrıca jim morrison'u çok sevdiği için gerçek soyadını değil de mori'yi kullanmaktadır. şirin parçalarının dvmını bekliyorm !
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


